Kayıtlar

KOBİ AÇILIMI VE FERYADI

(Not: Bu yazı Ekim.2009 tarihinde ihkupcu.com sitesinde aynen yayınlanmıştı.)
Bilindiği gibi, %13,5 ile, dünyada en çok küçülen ekonomi Türkiye oldu. Ekonomimizin küçülmesinden en çok etkilenen kesim de, KOBİ’ler oldu. Bu durumun öncelikli sebebi KOBİ’lerin yaptıkları işlerin paralarını tahsil etmekte çektikleri güçlüktür. KOBİ’lerin satışları banka kredi kartı, leasing, ipotek gibi sağlam yöntemlerle olmamaktadır. Devlete iş yapan KOBİ’lerin sayısı az olmakla birlikte, devletin ödemeleri de KOBİ’ler geri planda düşünülerek yapılmaktadır.
Dolayısıyla KOBİ’lerin sıkıntıları zararına iş yapmaktan veya iş bilmezlikten değildir.
KOBİ’lerin Ülkemizin Yapısına Genel Faydaları
KOBİ’ler özellikle Anadolu’da bütün bölgeleri kapsayacak şekilde, dinamik bir ekonomik yaşam oluşturmaktadırlar. Ayrıca ekonomik refahın tabana yayılmasının en önemli aracıdırlar. Daha çok büyüyenleri bugün "Anadolu Kaplanları" olarak nitelenmektedir.
KOBİ’ler yerel seviyede yarattıkları ekon…
JAPONYA’NIN DIŞ DÜNYAYA AÇILMASI VE MEİJİ DÖNEMİ

(Not: Bu yazı.2005 yılında ihkupcu.com sitesinde aynen yayınlanmıştı.)
Japon tarihinin yabancılarla ilk ciddi temasından, en iyi şekilde yararlanılması yollarının bulunarak gelişmenin başlatılması 1853 yılında Amiral Perry’nin “kara gemileri” Yokohoma limanına gelene kadar, Japonya’nın yabancılarla ciddi bir teması olmadı. Tarihinde, M.S. 7. yüzyılda Çinlilerle kısa süren çatışmaları görülür. Ancak, Japonlara yapılan en ciddi tehdit, Kubilay Handan geldi. Çin’i egemenliği altına alan Moğol hanı Kubilay Han 1274-1281 yılları arasında, Japonya’yı ele geçirebilmek için donanma oluşturdu. 1274’deki 30.000 kişilik kuvvetle yapılan ve anlaşılmaz bir şekilde ertesi gün geri çekilen ordu, ilerisi için Japonların tedbir almalarını sağlamıştı. Buna rağmen Büyük Larousse Ansiklopedisine göre, 1281’de Kubilay’ın ordusu Korelilerle birlikte, 140.000 kişilik güçle Kyuşu’nun kuzeyine iki noktadan çıktılar. Fakat tam Japonları yenmek üzereyken çıkan bekl…
GASPIRALI (BAHÇESARAYLI) İSMAİL’İN FİKİRLERİ VE KİŞİLİĞİ
(Not: Bu yazı 2010 yılında ihkupcu.com sitesinde aynen yayınlanmıştı)
Öncelikle yazının başlığındaki Bahçesaraylı sözünü açıklayalım. Ünlü Türk düşünürü İsmail Beyi anlatan bütün eserler Gaspıralı veya Gasprinski olarak bahseder. Sebebi babasının köyünün adının Gaspra ve Rus ordusundan emekli bir teğmen olan babasının namının Gasprinski olmasıdır. Kendisi de resmi hüviyetli yazışmalarında genellikle bu şekilde kullanmıştır. Ancak Prof. Dr. Ömer Turan’ın bir makalesinde yayınladığına göre, Bulgaristan Türklerine yazdığı ve bütün Türklerin bir olduğunu anlatan mektubunda “Bahçesaraylı İsmail” şeklinde imza atmıştır. Nitekim İsmail Bey, Bahçesaray yakınında Avcıköy’de doğmuştur. Aslında bütün Türk Dünyası tarafından tanınan büyük fikir adamını bundan böyle “Bahçesaraylı İsmail” olarak ama Gaspıralı sözünü parantez içerisine alarak zikretmek herhalde daha anlamlı olacaktır. Bahçesaraylı İsmail için verilen doğum ve ölüm tarihleri aras…
ALTINORDU DEVLETİ’NİN ÖNCESİ VE SONRASI
Çok parçalı prensliklerden (knez) oluşan Rusların, birliklerini sağlamaları
(Tarihin Aydınlattığı Gelecek (2002) Kitabından)

Türklerin Osmanlı Devletini kurarak, Avrupa’ya doğru hızla ilerlediklerini kitabın önceki bölümlerinde gördük. Çok parçalı olan Avrupa devletleri zaman zaman birleşerek Türklere saldırdılar. Ancak, her defasında yenilerek ve toprak kaybederek geri dönüyorlardı. Bu sırada Karadeniz’in kuzeyinde ise Altınordu Devleti vardı. Bu devletin gücü tek tek, her bir Avrupa devletinden fazlaydı.
Altınordu Devletinin kuzeyinde ve kuzeybatısında ise Ruslar vardı. Bu millet Slav kökenli ve Ortadokstur. Ruslar, kısmen Kiev ama genelde Moskova ve kuzeyinde prenslikler halinde yaşıyorlardı. Prenslikler birbirleriyle ve çevresindekilerle sürekli olarak savaşıyorlar, genişlemeye çalışıyorlardı. Hatta çevrelerindeki bazı milletlerle birleşerek Bizans’a bile saldırdıkları oldu.
Fakat Karadeniz’in kuzeyinde 4. yüzyıldan itibaren hep Türkler vardı. Sı…

AVRUPA’DAKİ FİKİR AKIMLARI TARİHİNİN ÖZETİ

AVRUPA’DAKİ FİKİR AKIMLARI TARİHİNİN ÖZETİ

Avrupa’da ilk düşünürler Antik Helen Çağı denilen belirli bir dönemde ortaya çıktılar. Sokrates’ten (M.Ö. 470-399) sonra, Atina’daki filozoflar ve bilginlerin bakış açıları değişti. Bu sebeple Antik Çağ filozoflarının dünyası genel anlamda, Sokrates öncesi ve sonrası olarak değerlendirilmektedir. Önceki filozofların ortak yönleri, tabiatın içerisinde evreni açıklayabilecek bir unsur aramalarıdır. Sokrates onlara yönelttiği şiddetli eleştiri ile felsefeye yeni bir çıkış noktası kazandırdı.
Sokrates için anlatılanlar birbirini tutmaz. Ama onun “olumsuzlayıcılık”, bir başka deyişle şüphecilik ve sorgulayıcılık yönü hakkında, bütün düşünürler hemfikirdir. Sokrates, insanların sahip oldukları her türlü bilgiyi yadsıdı(garipsedi, kabul etmedi). Kişilerin bilgiye sahip olduklarını sandıklarını, oysa sahip olmadıklarını ispatlamaya çalıştı. Hep sorgulayıcı oldu. İnsanları basmakalıp düşüncelerden vazgeçirmeye çalıştı. Sorgularken görünüşte alaycıydı. A…

BATI MEDENİYETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU

BATI MEDENİYETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU

(Tarihin Aydınlattığı Gelecek (2002) Kitabından)

İlmi ve teknolojik gelişmelerin dışındaki medeniyet anlayışının (yani insanlık ve duyarlılığın) Batıda geldiği durumu, yine Batılı yazar ve düşünürlerden öğrenelim.
Raoul Vaneigem, “Gençler İçin Hayat Bilgisi El Kitabı”nda; “Çürüyen gündelik hayat. ‘Hayatta kalmak için çalış, tüketmek için hayatta kal!’ Bu cehennemi döngüde yaratma tutkusuna, hazza yer yoktur. Her üretkenlik çağrısı köleliğe bir çağrıdır. Maddi olan, iktisadi olan, kamusal ve özel yaşamı tahakkümü altına alır. Maddi-manevi her şeyi tüketme yeteneğimiz, hiyerarşinin basamaklarını çıkış hızımızı gösterir. Küçük ‘yurttaşlar’a toplumsal roller öğretilir. Tam olarak benimsenen her rol, gösteri hiyerarşisinde yükselmeyi sağlar. Yaşam hazzındaki niteliğin yerini hıza dayalı nicelik almıştır.” diyor.
Michel Henry, “Barbarlık” adlı yapıtında şu konulara dikkat çekiyor: Tekniğin özerk işleyişine; doğa bilimlerinin nesnelliğiyle büyülenmiş sözde-insan…

BUHARLI MAKİNENİN İCADI (İLK TEKNOLOJİK DEVRİM)

BUHARLI MAKİNENİN İCADI (l750) İLK TEKNOLOJİK DEVRİM

Matematiğin sanayiye uygulanması sonucu verimi kesintisiz olarak artıran Batının, “öteki” dünyaya ezici üstünlük sağlama yoluna girmesi

Avrupa 1492’de bir mucize ile karşılaşmıştı. Dünya üzerinde yepyeni, geniş ve bakir topraklara ulaşılmıştı. Yeni gittikleri topraklarda ciddi hiçbir rakip yoktu. Karşılarında kılıçları bile olmayan gariban topluluklar vardı. Birbirlerinin rakibi, yine kendileriydi yani diğer Batı Avrupa Devletleriydi. Batı Avrupa’nın en az yirmi katı olan yeni yerlerin yer altı ve yerüstü maddi ve manevi zenginliklerini kolayca sömürdüler. Buna rağmen bir türlü beklenen ilerlemeyi sağlayamadılar. Çünkü altyapıları yeterli değildi. Hâlbuki düşünüldüğünde keşiflerin çok önemli olduğu anlaşılır. Günümüzde uzayla ilgili çalışma yapanlar bile, ilerisi için 1492 keşfinde olduğu kadar önemli bir getiri beklemiyorlar. (Burada bazı sorular akla geliyor. Acaba aynı şans Osmanlı Türklerinin karşısına çıksaydı sonuç ne olurdu? Hem…