MİRYAKEFALON SAVAŞI
Sonradan fethedilen bir toprağın, Türk halkı tarafından
"yurt" olarak algılanması
İki ordu arasında yapılan Malazgirt Savaşını
(1071) kazanan Türklerin Anadolu’ya fırtına gibi girdiklerini
ve 1078 yılında İznik’e ulaşarak burasını kendilerine başkent
yaptıklarını biliyoruz. Ancak güçlü Haçlı Seferleri ile
buradan Batı Anadolu’nun doğusuna sürüldüler. Ama, Haçlılara
karşı yaptıkları cansiperane mücadelelerin sonunda Anadolu’da
kalmayı başardılar. Haçlılar Kudüs’ü almalarından sonra
Anadolu’yu düşünmediler. Bizanslılar da denetimsiz Haçlı
kalabalıklarının fenalıklarından korkarak onlardan yeniden yardım
isteyemediler. Ayrıca Anadolu’yu geçmek zorunda kalan Haçlı
orduları çok fazla zayiat vermişlerdi. Bu kayıplar, yeni Haçlı
Seferlerinin komutanlarının güzergâhlarını değiştirmelerine
yol açtı. Bütün bu sebepler birleşince, sonuç Türklerin
lehine oldu.
Haçlıların yeniden Kudüs’e giderken Anadolu’yu
daha az kullanmaları, Türklere zaman kazandırdı. Türkler bir süre
sonra, II. Kılıç Aslan’ın akıllı politikalarının da
etkisiyle tekrar toparlanmaya başladılar. Bu durumu gözleyen
Bizans İmparatoru Manuel Komnenos, bazı Avrupalılardan da destek
alarak yeniden güçlü bir ordu oluşturdu. Türklere sıkı bir
darbe vurarak Anadolu’dan atmak gerektiğini düşündü. Uzun bir
yürüyüşten sonra Karakuş Dağındaki bir geçittten geçerek,
muhtemelen bugünkü Yalvaç-Kumdanlı civarına doğru hareket
ettiler. Burada bölgedeki Türk halkının ellerine ne geçirdilerse
Bizans ordusuna saldırdıklarını gördüler. Ellerinde bir şey
olmayan yaşlıların ise, askerlerin atlarının ayaklarını
tutmaya çalışarak onları düşürmeye uğraştıklarına şahit
oldular. Bu olaylara o kadar hayret ettiler ki, Bizans İmparatorunun
İngiltere kralına gönderdiği mektupta bundan bahsedildi. (Bu
savaşın yapıldığı geçit tam olarak netleştirilememiştir. Babageçidi olması ihtimali kuvvetlidir.)
1176 yılının sonbaharında, o günkü adıyla
Miryakefalon bölgesinde halkın yaptığı bu engellemeden hemen
sonra, Gelendost tarafından gelen Kılıç Aslan’ın ordusu yetişti
ve Bizanslıları geçidin çıkışında yendi. Eğer halk, Bizans
askerlerini oyalamasaydı, belki de Türk ordusu Bizanslıları geçitte
yakalayamayacaktı.
Bizanslıların yenilmelerinde önemli bir sebep de,
ordularını geçide sokmalarıdır. Bazı komutanlarının
itirazlarına rağmen Manuel ordusunu geçide soktu. Bizanslı
komutan belki de halkın bu mücadelesini yanlış yorumladı. Türk
ordusunun kendilerinden korktuğu için halkı öne sürdüğünü,
ya da halkın kendi başına çaresiz kaldığını düşünmüş
olabilir. Kendilerinden emin bir şekilde tereddüt etmeden geçide
girdiler. Sebep ne olursa olsun, girdikleri geçitten çok büyük
zayiatla çıktılar.
Sadece iki ordunun karşılaştığı Malazgirt Savaşı,
Türklerin Anadolu’nun kapısının kilidini açtıkları bir savaştır.
Bu olay ise, Anadolu’nun
tapusunu aldıkları bir savaş olmuştur. Bu savaşın en önemli tarafı, bölge halkının
kendiliğinden savaşa katılmış olmasıdır.
Bu katılım, halkın artık Anadolu’yu “yurt” olarak gördüklerini
gösterir. Halkta oluşan bu anlayış, bu savaşı Malazgirt Savaşından
daha önemli hale getirmektedir. Çünkü Türkler, Malazgirt’te
yenilselerdi bile önemli değildi. Çünkü yüzleri Batıya dönüktü.
Akın-akın Anadolu’ya geliyorlardı. Hatta 1071 öncesinde İç
Ege Bölgesinin sınırına ulaşmışlardı. Dolayısıyla bir
süre sonra yeni bir ordu kurar ve Bizanslıları yine
yenerlerdi.
Miryakefalon savaşından sonra Bizanslılar tekrar güçlü
bir ordu oluşturamadılar. İstanbul’un fethine kadar Türklerle
aralarında bu çapta bir savaş olmadı. Avrupalılar da zaten
Bizans’ın yardımına gelecek durumda değillerdi. Diğer
taraftan 1220 lerde Doğuda patlayan Moğol firtınası,
Horasan’daki Türklerin Anadolu’ya göçlerini hızlandırdı. Bütün bu olayların sonucunda Anadolu’nun bir Türk
yurdu olması perçinlenmiş oldu. Ancak ne zaman ki Türkler denizi
geçerek Balkanlara çıktılar, Avrupa korkuya kapıldı.
Bizans’a yardıma koştu. Ama geç kalmışlardı.
Savaştan sonra Türklerin geldiği tarafa Gelendost
adı verildi. Bütün bölgeye Has Oğuz boyu yerleştirildi. Bu yörelerdeki
Hıristiyan halk da tutunamayarak bölgeyi terketti. Hıristiyan
halk belki de, savaşa destek veren bölgedeki Türk halkıyla
aralarının düzelemeyeceğini düşündüler. Savaşın yapıldığı
bu topraklar bir daha hiç düşman askeri ve işgal görmedi. Bu bölgede
halen çok sayıda mezar, türbe ve yatır vardır.
Selçukluların yıkılışından sonra bölgede
Hamitoğulları Beyliği kuruldu. Diğer kurulan Türk beyliklerinin
çoğunluğu güçlenen
Osmanlı Devletine karşı savaşarak mücadele ettiler. Ama, bir
tek bu beylik savaşmadan 80.000 altın karşılığında Osmanlı Türklerine
katıldı (l374). Osmanlılar, savaşarak aldıkları Türk
beyliklerinin halkının ileride kendilerine baş kaldırmalarından
çekindiler. Onun için halkın bir kısmını başka bölgelere göndererek
yerlerine yeni halk kitlelerini yerleştiriyorlardı. Hamitoğulları
savaşmadığı için bu bölgede böyle bir uygulama yapılmadı.
Böylece bölge halkı Has Oğuzlar olarak devam etti.
Anadolu, Kavimler göçünden sonra yerleşilerek yurt (vatan) yapılan
ve günümüze kadar bu konumunu koruyan 1492 keşifleri öncesinin
ender topraklardandır.
İsmail Hakkı Küpçü |