![]() | | |
22.12.2011 |
|
Sayın
Basın Mensupları Ülkemizin
ve milletimizin içerisinde bulunduğu maddi sıkıntıları hepimiz
biliyoruz. Bu sebeple burada tekrar anlatmaya gerek görmüyorum. Bunlarla
ilgili çözüm önerilerimizi de zaman içerisinde sizlerle paylaşacağım.
Ekonomimiz
sıcak para tarafından askıda tutuluyor. İçi boş. Bir bırakırlarsa
düşecek. Bütün bunlara rağmen ülkemizin, ekonomik sıkıntılarının
her zaman aşılabileceğine inancım sonsuzdur. Yeter ki insanlarımız
manevi yönden güçlü ve umutlu olsunlar. Türkiye’deki manevi yapıya
bakınca maalesef umudumuz azalıyor. Günümüzde dini pazarlayan
insanlar, dindar insanlarımızı bile korkutmaktadır. Milletin kafası
karışmıştır. İyi yöneticiyi tarif için “yiyor, ama iş yapıyor”
denilmeye başlanmıştır. Telefon dinlemeleri öyle artmış ki,
sokaktaki vatandaş bile tedirgin olmuştur. Milletin birbirine güveni
giderek azalmıştır. Üniversite
çağındaki gençlerde geleceğe umutsuzluk artmış, yurt dışına
gitmek için fırsat kollar olmuşlar. Üniversite mezunu her üç gençten
biri işsiz durumda. Siyaset
tıkanmış, kayıkçı kavgasına dönüşmüş. Vatandaşlarımızda da,
Mecliste halkı temsil eden milletvekilleri yerine, Genel Başkanlar ve
onları temsil eden insanların oturduğu inancı yaygınlaşmıştır. Ülkemizin
iyi yönetilmediği bu kadar açıkken, iktidar partisi oylarını arttırmaya
devam etmektedir. Halk bu durumun sebebini açıklarken, muhalefet
partilerinin yönetimlerine güvenemediğini, iktidar partisine mecburen
oy verdiğini, ‘iyi de kime oy verelim?’ sorusuyla dile getirmektedir.
Halkımız
ve Camiamız, Sayın Devlet Bahçeli ve ekibinin ülkeyi daha iyi yönetebileceğine
inanmadığını oylarıyla göstermektedir.
Hâlbuki
ülkeleri böyle sıkıntılardan kurtaracak olanlar, o ülkenin milliyetçileridir.
Ama maalesef Milliyetçi Hareket Camiası, topluma can veren damarlar
olarak nitelenebilecek; iş hayatı, basın, köşe yazarlığı, kültür
hayatı ve hatta devlet memuriyetinde bile tarihinin en etkisiz konumundadır.
Yeni yetişen ülkücü genç sayısı arzu edilenden daha azdır.
Camiamız, siyasetteki tek temsilcileri olan MHP’nin yöneticilerinin
bu gidişi toparlayabileceklerine inanmamaktadır. Bu
nedenle bizim amacımız; Milliyetçi Hareket Camiasının YENİDEN DİRİLİŞİNİ
sağlamak, toplumun bütün kesimlerinde etkili hale getirmek, böylece güçlü
bir yapıyla iktidar yapmaktır. Milletimizle
kaynaşmış Milliyetçilerin iktidarında, milletimiz hem maddi hem de
manevi yönden hızla ilerleyecektir. Çünkü Türk Milleti çok güzel
özelliklere ve geçmişe sahiptir. İş adamlarımız dünyanın her
tarafında mücadele ederek ülkelerine hizmet etmektedirler. Dinamik bir
nüfusumuz var. Yer altı zenginliklerimize her gün bir yenisi ekleniyor.
Geleceğin petrolü olan hidrojen enerjisini ucuza üretebilecek imkânlara
sahibiz. Gıda ve ilaç sanayiinde geleceğin stratejik ürünü olan
bitki çeşitliliği açısından çok zenginiz. Petrol ve doğalgaz
kaynakları açısından zengin olan ülkeler, bizim tarihi bağlarımız
olan yerler. 500 yıldır bağlarımızın zayıfladığı Türk Dünyası
ile kardeşlik duygularımız gelişti. Bütün bunlar istikbale umutla
bakmamızı mümkün kılıyor. Ancak
umutlu olabilmemiz için aynı zamanda, siyaset kurumunda kaliteyi yükseltmemiz
gerekir. Bu nedenle biz, siyasette iki anlayışı yaygınlaştırmanın
gayreti içerisinde olacağız. Birincisi, partilerimizde gerçek anlamıyla
istişarelerin yapılmasını sağlamak, ikincisi bilgiye dayalı karar
verme anlayışını yaygınlaştırmaktır. Bunun
için Milliyetçi Hareket Partisinde diğerlerine de örnek olacak bir yönetim
anlayışı oluşturmak gayretindeyiz. 1968’den beri sürekli ülkücü
hareketin içerisinde olmamın verdiği birikimle, bunu başaracağımıza
inanıyorum. Burada
bulunan bizler, bu amaçla, bütün kesimlerimizi temsil edecek şekilde
toplandık. Bu toplantıya, partimizde ikilik yaratmamak için, halen yönetici
olan veya yeni yönetimlere girmesi beklenen kardeşlerimizi getirmedik.
Memur ve akademisyenlerimizi de hükümetin hışmından korumak için çağırmadık. Yıllardır
ülkemizi karış karış dolaştım. İl ve ilçe teşkilatlarımızla
istişareler yaptım. Bunların sonucunda, MHP’li inançlı ve şahsiyetli
insanların büyük bir kısmının önerileri doğrultusunda, ben İSMAİL
HAKKI KÜPCÜ, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanlığına adayım
ve Türkiye’yi daha iyi yönetmeye talibim. Adaylık
açıklamanızı neden hafta sonu değil de, bugün yaptınız diye
sorabilirsiniz. 22 Aralık 1453, ileride İstanbul Üniversitesini teşkil
edecek kurumlarımızın kuruluş günüdür. Biz de, Atatürk’ün işaret
ettiği muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmayı hedef edindik.
Bunun, ilimle ve bilgiyle donanmış insanlarla mümkün
olacağına inandığımız için de, bu tarihi seçtik. Siz
Ankara’da yerleşik biri iken, neden İstanbul’da açıklıyorsunuz
diyebilirsiniz. Amaç; geçmiş ile geleceğin, iş hayatı ile bürokrasinin
bir bütünün birbirini tamamlayan parçaları olduklarının daha iyi
algılanmasını sağlamaktır. Diğer
bir sebep ise, Ankara ve İstanbul’un birlikteliğinin gücünü göstererek,
Camiamıza kongreler sürecinde umut vermektir. Kongrelerin
başladığı bugünlerde MHP’li delegelerin üyeliklerinin silinerek,
yerlerine yeni ve bilinmeyen insanların kaydedildiği yönündeki şikâyetler
yoğunlaşmıştır. Arkadaşlarını
çizenler unutmamalı ki, kendi kongre sandığında kendi arkadaşını
çizenleri, halk da önüne konulan sandıkta çizer. Umudumuz, kongreler
sürecinin adil bir yarışla geçmesidir. Bizim
amacımız, kongreleri, örnek gösterilecek DEMOKRASİ ŞÖLENİNE dönüştürerek,
Camiamızın ve Milletimizin YENİDEN DİRİLİŞİNİ sağlamak, 9 Işığı
yeniden canlandırmaktır. Hepinize
teşekkür ederim.
İsmail Hakkı KÜPÇÜ
Başa Dön | "MHP Genel Başkan Adaylığı Basın Açıklaması" makalesini yazdır
|
Son Güncelleme 02.07.2005