![]() | | |
11.01.2010 |
|
ABD’NİN
KURULUŞU, İNGİLİZ EGEMENLİĞİNE SON VERMESİ (1814) VE ABD İÇ SAVAŞI
(1861-65)
1.
Yeni kurulan ve henüz 17 eyaletten oluşan devletin önemli bir dış
baskıdan kurtulması 2.
İç savaş sonucu zoraki birleşme ile, hem iç hem de dış düşman
korkusunun kalmaması ve geniş topraklara kolayca hakim olma imkânı ile
büyük bir iç pazarın ortaya çıkması Avrupa’da
bu gelişmeler olurken, Kuzey Amerika’da 1776 yılında 13 eyalet birleşerek,
Amerika Birleşik Devletlerini kurdu. Nüfusları tahminen 6 milyon kadardı.
Fakat geniş ve zengin kaynaklara sahip bakir toprakları vardı. Kuruluşla
aynı yıl Adam Smith (1723-1790) “Ulusların Zenginliği” kitabını
yazdı. Serbest ticaret (laissez-faire) düşüncesini savundu. Adam Smith’in
düşüncelerinin dünya üzerinde uygulanabileceği belki de tek
ortam Amerika alanı idi. Henüz devlet bürokrasisi ve baskısı oluşmamıştı.
Topraklar genişti ve hırslı insanları bekliyordu. Hem halen bu ülkede
olan insanlar ve hem de daha sonraki göçlerle gelen göçmenler bu hırsa
sahipti. İngilizlerin
Amerika’daki egemenliğine başkaldırdıklarında eyalet sayıları 17
olmuştu. Başkan Thomas Jefferson (1801-1809) bir yasa çıkararak İngiltere
ve Fransa ile her türlü alış verişi yasakladı. Bu İkinci Bağımsızlık
savaşına doğru bir adımdı. İngilizler karşılık vermek gereğini
duydular. Ama dolaylı bir yol seçtiler. 1810-11’de İndiana’da Kızılderili
reisi Tecumseh’i maddeten destekleyerek ayaklanmasını sağladılar. Bu
olay savaşın kıvılcımını oluşturdu. Amerikalılar 1814 yılında
bir ara Washington’u kaybettiler. Şehir ateşe verildi. Ama toparlanan
Amerikalılar sonunda zafere ulaştılar. İngilizlerden tamamen
kurtuldular. Bu olay iç politikada da faydalı oldu. Kavgalı olan
partilerin barışmalarını sağladı. Bu barış etkisini ekonomi alanında
da gösterdi. İngilizler,
baruta sahip düşman kuvvetler karşısında yine başarı sağlayamamış
oldular. Mücadelenin olduğu dönemde ABD’ye bağlı eyaletlerin sahip
oldukları topraklar, günümüz Birleşik Devletleri’ninkinin üçte
birinden azdı. Ama kitabın Büyük Avrupa Barışı bölümünde görüldüğü
üzere İngilizler, denk
kuvvetlerin olduğu mücadelelerde genelde başarısız oldular. Bir müttefikleri
olmadan tek başlarına hemen hemen hiç başarıları olmadı. Waterloo
savaşı bile Prusya’nın desteği ve Napolyonun bazı komutanlarının
hataları sonucunda kazanıldı (18 Haziran 1815). ABD,
İngilizlerden kurtulunca Avrupa halklarının ilgisini daha çok çekmeye
başladı. Çünkü artık göçmenler Amerika’ya ulaştıktan sonra
rahattılar. Geldikleri ülkelerin yöneticileri artık burada kendilerine
ulaşamaz ve onları cezalandıramazdı. Ülkelerindeki yaşam şartlarından
memnun olmayanlar Amerika’ya akın ettiler. Bilhassa İrlanda ve İngiltere’den
çok sayıda göçmen geldi. Amerikalılar, İngiliz egemenliğine son
verdiklerinde nüfusları 8,5 milyon iken, bu göçlerin de etkisiyle
1860’a gelindiğinde 31,4 milyona ulaştılar. Göçmenler
hırslı ve kısmen maceraperest insanlardı. Ayrıca başarmaktan başka
hiçbir çareleri yoktu. Tarık Bin Ziyad’ın İspanya’ya geçişinde
(714) yaptığı gibi, sanki gemileri yakmışlardı. ABD’nin batısında
kolayca toprak bulabildiler. Avrupa’da iken gördükleri ve çalıştıkları
sanayi ile ilgili bilgilerini Amerika’da uyguladılar. Ülkenin o güne
kadar yerliler tarafından hiç kullanılmamış, yer altı ve yer üstü
zenginliklerini değerlendirdiler. Ülkenin toprakları o kadar genişti
ve nüfus yoğunluğu o kadar az idi ki, sanki herkes toprak sahibi oldu.
İşçi sayısı çok azaldı. İşçi bulunamaz oldu. Bu nedenle
Afrika’dan Zenci köleleri getirdiler. Maliyetleri çok ucuz olan köleler,
sermaye birikimine vesile oldular. Sermaye artınca, köleler de yetersiz
kaldı. Bu nedenle üreticiler, emekten tasarruf yapan makinalara yatırıma
yöneldi. Böylece ülkede, hem çok ucuz işçilik oluştu, hem de
verimlilik arttı. Diğer
taraftan ülkede ve ülke civarında korkulacak herhangi bir düşmanları
da yoktu. Karşılarında sadece bazı Kızılderililer ile Meksikalı çeteler
vardı. Bu nedenle asker beslemeye de gerek görmediler. P.Kennedy’nin
aktardığına göre (s.144 ve 210) 1860 yılında iç savaş öncesinde
sadece 26.000 askere sahiptiler. Aynı dönemde Rusların asker sayısı
ise, 820.000, Fransızların 650.000 idi. Dolayısıyla bütün kaynaklarını
gelişmeye ayırabildiler. Gittikçe güçlendiler. Avrupa’nın
seviyesine yaklaştılar. Paul Kennedy’nin verdiği ramlara göre
(s.175); 1750 yılında ABD’nin dünya imalat verimi içindeki nispi payı
sadece yüzde 0,1 iken 1860’da yüzde 7,2 ye ulaştı. Kişi başına
sanayileşme düzeyi ise daha hızlı arttı. 1750 yılında Avrupa
ortalaması 8 iken ABD’ninki 4 idi. Ama 1860 yılında Avrupa 16 ya yükselebilirken
ABD’ninki 21 oldu. (1900 yılında İngiltere’ninki 100 kabul edilerek
değerlendirilen rakamlardır.) İngilizler
herşeye rağmen ABD ile ticaretlerini sürdürüyorlardı. Çünkü ABD,
onlar için iyi bir pazardı. Daha fazla mal satabilmek için ABD’ye
kredi verdiler ve düşük fiyatla mal satmaya başladılar. Önceleri
bunu kendileri için yararlı gören ABD yönetimi, yerli fabrikalar
kapanmaya başlayınca hatasını anladı. (Günümüzde
gelişmekte olan ülkeler halâ, ABD’nin o dönemde düştüğü hataları
işlemekteler.)
Hatasını çabuk anlayan ABD yönetimi, telâfi için tedbir olarak gümrük
tarifelerini yükseltti. Önemli bir pazarlarını kaybedeceklerini
anlayan İngilizler, karşı önlem alma gereğini duydular. Güney
ABD’den ithal ettikleri pamuğa uyguladıkları gümrük oranlarını yükselttiler.
Bu durum Güneyli çiftçileri sıkıntıya düşürdü. Güney ve Kuzey
arasında gerginlik başladı. Bu gerginlik İngiltere ve Fransa’nın işine
yarıyordu. Gerginliği tırmandırmak amacıyla Güneylilere, pamuk için
avans adı altında mali yardım yaptılar ve Kuzeylilere karşı kışkırttılar. Güneyliler,
ekonomik açıdan ve nüfus olarak, Kuzeylilere göre oldukça zayıftı.
Ancak daha atılgan ve savaşçı bir yapıya sahiptiler. Kuzeydekiler
daha çok Avrupa’nın kuzeyinden, Güneydekiler ise Avrupa’nın güneyinden
gelmişlerdi. Kuzeylilere göre daha duygusal olmaları nedeniyle Avrupalıların
kışkırtmalarına alet oldular. Taraflar
arasındaki kuvvet dengesinin matematik değerlendirilmesi yapıldığında,
savaşın çok kısa sürmesi ve Kuzeylilerin zaferiyle sonuçlanması
bekleniyordu. (I. Dünya Savaşı için de Almanların kısa sürede
kazanacağı tahmini yapılmıştı.) Ancak öyle olmadı. Savaş dört yıl
sürdü. Çünkü, Kuzeylilerin ordusu tecrübesizdi ve karşısındakiler
silâhsız Kızılderili değildi. Güneyliler Kuzeylilere göre daha
heyecanlı ve atılgandı. Eğer
Güneylileri savaşa kışkırtan Avrupa sözünde dursaydı ve yardım
etseydi, belki de sonuç farklı olurdu. P. Kennedy’ye göre, sözünde durmayan Avrupa yardım
etmediği gibi, Güneyin en önemli geliri olan pamuğu da almayarak onların
parasız kalmalarına neden oldular. Çünkü İngilizler, Hindistan’da
3 milyon hektar arazide pamuk ekebilmek için gerekli tedbirleri almışlar
ve pamuk üretimine başlamışlardı. Güney Amerika’nın pamuğuna
ihtiyaçları kalmamıştı. İç
savaş döneminde toplam asker sayısı bir milyona ulaştı. Bu kadar
masrafa ve hızla yükselen enflasyona karşı ciddi bir geliri olmayan Güney
dayanamadı. Güneylilerin savaşın başlangıcında ileri sürdükleri görünür
neden, köleliğin devam etmesini istemeleriydi. Uğrunda mücadele
verilen ülkü, böylesine anlamsız ve haksız bir düşünce olunca, Güney’in
moral gücü de kalmadı. Sonunda 1865 yılında Kuzeyliler kazandı. Artık
içte de sorun kalmamıştı. Göçmenlerin geliş hızları daha da arttı.
ABD,
sanayide ve tarımda içine kapandı. Geniş topraklar ve zenginlikler büyük bir iç Pazar
yarattı. Kendilerini rahatsız edecek bir düşman da kalmadığından
asker sayılarını da tekrar azalttılar. Gümrük duvarlarını yükselttiler.
İçteki yerli üreticileri Avrupalılara karşı korumaya aldılar. Çünkü
iç Pazar yeterince büyüktü. İç pazardaki rekabet kalitenin artması
için yeterliydi. 1877
yılına kadar, sanki ABD’nin yeniden doğuşu geçekleştirildi. Kölelik
kaldırıldı. Demokrasinin yerleşebilmesi için düzenlemeler yapıldı.
1914 yılına gelindiğinde kişi başına gelir Avrupa Devletlerinin her
birinden fazlaydı. Nüfusu da 98 milyona ulaşmıştı. Eğer I. Dünya
Savaşı olmasaydı, ekonomistlere göre 1925 yılında ABD bütün
ekonomik verilerde (kişi başına GSMH, sanayileşme, üretim gibi),
Avrupa’yı yakalayacaktı. Dünya Savaşında Avrupalılar birbirlerini
yıpratınca bu tarih 1919’a çekildi.
İsmail Hakkı KÜPÇÜ
Başa Dön | "ABD'nin Kuruluşu ve İç Savaşı" makalesini yazdır
|
Son Güncelleme 02.07.2005