İslâmiyet'in yaygınlaşıp sınırlarının
genişlemesi üzerine insanlar tarafından sorulan sorular çoğaldı.
Cevaplar yeterli görülmeyince Müslümanların bir kısmında iman
zayıflığı baş gösterdi. Bir Hıristiyan mezhebi olan
Nesturilik, klâsik Hıristiyan anlayışından farklı olduğundan
Müslümanların kafalarını karıştırıyordu. İşte bu ortamda
bilhassa Nesturilik mezhebine karşı Mutezile mezhebi oluştu. Bu
sebeple kısaca bu mezhebi anlamaya çalışalım.
NESTURİLİK MEZHEBİ
Nesturilik (ya da Nasturilik), kurucusu Nestorius
olan bir Hıristiyan mezhebidir. 428 yılında İstanbul patriği
olan Nestorius, Hz. İsa’nın, hem tanrı hem de insan olarak
nitelenmesine karşı çıktı. Hz. İsa’nın tanrısal ve insan
olmak üzere iki yönü olduğunu söyledi. Ancak bu iki ayrı
niteliğin özle birleşmeyip manevi bir birleşme şeklinde ve görünüşte
olduğunu anlattı. Hz. Meryem’in Tanrı’nın annesi (Theotekos)
değil, Hz. İsa’nın annesi (Khistotokos) olduğunu savundu. Bu düşüncelerinden
dolayı kısa sürede görevinden alındı ve hemen sürüldü
(431). Bizans’ta kendisine yer bulamayan Nesturilik doğuya kaydı.
Nesturi Papazları Çin, Hindistan ve Moğolistan’a kadar bu
mezhebi yaymak için dolaştılar. İslâmiyet’in başlangıcında
Hz. Muhammed (s.a.v.), Nesturilere dokunmadı ve onlarla iyi ilişkiler
kurdu. Bu davranış da Nesturiliğin yayılmasının sürmesine
yardımcı oldu.
Nesturi papazları bir süre sonra, İslâmiyet’in
hızla yayıldığını görünce, gelişmesini engellemek
istediler. Bazı papazlar, eski puta tapıcı dinlerin kitaplarını
ve her oluşumu akılla açıklamaya kalkan eserleri Arapçaya çevirdiler.
Mecusilerden (ateşe tapanlar) Müslüman olanların bir kısmı,
Nesturilerin de etkisiyle dıştan Müslüman, içten ise Mecusi
gibi davranıyorlardı. Bu kişilere Müslümanlarca “zındık”
denildi. Nesturilerin benzer davranışları artınca, din yayıcı
unvanı alan Emir Timur, Nesturileri dağıttı.
MUTEZİLE MEZHEBİ
Müslüman inançlarına aykırı olan bu çalışmalara
karşı Mutezile mezhebi doğdu. Ayrılanlar, ayrılmış
olanlar anlamına gelen bu mezhep, diğer taraftan
Emevi hanedanının “Cebriyecilik” anlayışına da karşı çıktı.
Cebriyecilik, insanların yaptıkları işlerin kendi iradelerine bağlı
olmayıp, Allah tarafından önceden değişmez bir şekilde
belirlenip yaratıldığını söyler. Böylece Emeviler, halkın yaşantılarını
kader olarak niteleyerek, yöneticilere karşı çıkmamasını sağlamaya
çalıştılar. Mutezile mezhebinin bir başka çıkış nedeni daha
vardı. Bu mezhep İslâmiyet’in çeşitli din mensupları arasında
yayılarak genişlemesiyle ortaya çıkan sorunlara çözüm bulmayı
hedefledi.
Mezhep mensupları eski Yunan felsefecilerinden
tercümeler yaptılar. Böylece Mutezile, felsefe mezhebi haline
geldi. Beş temel prensip geliştirdiler. Mezhepler ve tarikatlar
ansiklopedisi ile Büyük Larousse ansiklopedisine göre prensipler
şunlar:
1.Allah’ın birliği (tevhid),
2.Allah’ın adaleti ve Allah’ın zulmetmediği.
Dolayısıyla insanın bütün işlerinde hür olduğu, fiillerini
kendisinin oluşturduğu
3.Her insanın yaptıklarının karşılığını
mutlaka cennet veya cehennem olarak alacağı, kesinlikle af ve şefaatin
olmayacağı,
4.Sıffin Savaşında her iki tarafın da hatalı
olduğu, Hem Hz. Ali’nin hem de Muaviye’nin peşinden
gidilmeyeceği. Bu insanların yerinin iman ile küfr arasında olduğu,
5.İslâmiyet’in getirdikleri ile amel
edilmesinin, yasakladıklarından sakınılmasının şart olduğu.
Başlangıçta İslâm anlayışını müdafaa
etmek için felsefi ilimlere yönelmiş olan Mutezile mezhebi
imamları, sonraları aklı çok yücelttiler ve beşinci prensibin
uygulanmasında sert bir tavır takındılar. Bu durum her
kafadan ayrı ses çıkmasına yol açtı. Aralarında ayrıldılar.
Bazıları asıl amaçlarından uzaklaştılar. Kendilerine karşı
çıkan sünnet ehline karşı sert tavır aldılar. Bu davranışları
mezheplerinin bir süre sonra silinmesine neden oldu. (Sünnet ehli;
Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünneti ile sahabelerin (Hz.Muhammed’in
(s.a.v.) yoldaşları) yolundan gittiği düşünülen kişiler)
Ebul Hasan Eşari, bir Mutezile mezhebi üyesiydi.
Mutezile mezhebinin sünnet ehline ve onların düşüncelerine
karşı çıkmasına ve imanı tamamen geriye atarak akılcılığı
öne çıkarmasına tepki koydu. Mutezile mezhebi üyeliğini
terk ederek sünnet ehlinin tarafına geçti. Aslında Mutezile
mezhebinin bu tavrına sadece Irak’taki Eşari tepki göstermedi.
Mısır’da et-Tahavi (853-933), Maveraünnehir’de ise Maturidi
de tepki koydu. (Ebu Mansur Muhammed el) Maturidi (852?-944)
Semerkant’ın Maturid köyünde doğduğundan ve Türk kökenli
olduğundan Türkler üzerinde çok etkili oldu.
Eariliğin sonradan asıl düzenleyicisi İmam
Gazali’dir. Eşarilik ile Maturidilik arasında bazı algılama
farklılıkları vardır. Ancak, İmam Gazali ile Eşarilik ve
Maturidiliğin karşılaştırmasını bir başka yazımızda
okuyucularımın yorumlarına sunacağım.